İçeriğe geç
  • Dolar 49,3729 ▲ %0,12
  • Euro 55,3371 ▲ %0,48
  • Sterlin 65,4911 ▲ %0,46
  • Gram Altın 6.602,08 ▼ %0,17
  • Çeyrek Altın 10.788,42 ▲ %0,03
  • Gümüş 93,93 ▼ %1,80
  • Bitcoin 4.103.921 ▲ %0,21
  • BIST 100 12.250,68 ▲ %0,82

Dünya

Küresel neoliberal krize isyanın Hindistan cephesi: Sandık hakkından eşit yurttaşlığa

Hindistan'da Neo-faşist Modi iktidarı, yoksulları ve azınlıkları tasfiye etmek için 130 milyon seçmenin kaydını sildi. Sermaye-faşizm ittifakına karşı halkın eşit yurttaşlık, barınma ve eğitim hakkı için isyanı, Avrupa'dan Asya'ya uzanan hak mücadelelerinin en sıcak cephelerinden.

Dünya siyasetinin yönü ve geleceği sokaklardaki kitlesel itirazların içinde biçimleniyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemin politik eğilimlerini okuyabilmek için gözleri hak gasplarına karşı büyüyen toplumsal hareketlere çevirmek elzem. 

Bugün Avrupa'dan Asya'ya uzanan itiraz dalgasına baktığımızda, ülkeler arasındaki farklılıklara rağmen kimi benzerlikler de görüyoruz. Fransa'da kamusal eğitim hakkı için yürüyen öğrenciler ile İspanya'da barınma krizine karşı sokakları dolduran kitlelerin öfkesi, Hindistan'da yükselen eşit yurttaşlık mücadelesiyle bu tarihsel kesişimde buluşuyor. 

Bu örnekler artırılabilir. Farklı coğrafyalardaki bu hareketler halkın kendi yaşam koşulları üzerindeki denetimini kaybetmesi ile ülkenin geleceğinde söz sahibi olma hakkının elinden alınması karşısında, barınma, eğitim veya doğrudan oy verme hakkı için; tümü neoliberal politikalar altında tahrip edilen temel yurttaşlık hakları için mücadele ediyorlar.

Bu mücadelenin cephelerinden biri bugün "dünyanın en büyük demokrasisi" olarak anılan Hindistan'da yaşanıyor. Hindistan'da gençler, işçiler ve çiftçiler, gasp edilen geleceklerini geri almak için yeniden sokakta. Yaz aylarında üniversite giriş sınavlarındaki (NEET) usulsüzlüklere, kronikleşen işsizliğe ve eğitim sistemindeki sınıfsal adaletsizliklere karşı patlak veren öfke, bugün doğrudan doğruya seçme hakkının savunusuna dönüşmüş durumda. Hatırlanacağı gibi Hamamböceği hareketi, temmuz ayında Eğitim Bakanı'nın istifasıyla önemli bir psikolojik eşiği aşmıştı. Ancak bu istifa, gençleri sokağa döken yapısal sorunları çözmeye yetmiyordu.

Bugünkü itirazın merkezinde ise devlet eliyle yürütülen seçim mühendisliği yatıyor. Seçim Komisyonu'nun geçen yıl Bihar'da başlattığı "Özel Yoğun Revizyon" uygulamasıyla, ülke genelinde seçmen kütüklerinden silinen kayıtların sayısının 130 milyonu aştığı belirtiliyor. Komisyon bu eşi benzeri görülmemiş tasfiyeyi "ölü, mükerrer veya seçmenlik koşullarını taşımayan kişilerin ayıklanması" olarak sunsa da, gerçekte durum pek de öyle görünmüyor. 

Hindistan Ulusal Kongre Partisi'nden (INC) komünist partilere, öğrenci örgütlerinden çiftçi sendikalarına uzanan geniş muhalefet cephesi, bu uygulamanın yoksulları, Dalitleri (kast sisteminin en altındakiler) ve özellikle Müslümanları siyasal süreçten dışlamak için tasarlandığını vurguluyor. Elbette, aynı zamanda Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Bharatiya Janata Partisi (BJP) hükümetinin yeniden iktidara gelmesini sağlamak için kurgulandığını da. Ancak bu bir seçim hilesi olmanın ötesinde milyonlarca insanın yurttaşlıktan fiilen aforoz edilmesi anlamına geldiği için sokaklar da dolup taşıyor. Sokaklarda hem silinen kayıtların geri alınması hem de Baş Seçim Komiseri Gyanesh Kumar'ın derhal istifası talep ediliyor.

NEO-FAŞİZMİN ÖZGÜNLÜĞÜ İÇİNDE LAİKLİK İLKESİ

Öte yandan Hindistan'daki bu güncel politik kriz içinde laiklik de, yurttaşların hakları arasında dinsel ayrımlar üzerinden hiyerarşi kurulmasını engelleyecek bir güvence olarak önem kazanıyor. Marksist iktisatçı Prabhat Patnaik, People's Democracy'deki "Neo-faşizmin Özgünlüğü" (The Specificity of Neo-fascism) başlıklı yazısında bu konuyu, tekelci sermaye ile neo-faşizm arasındaki organik bağ boyutuyla tartışıyor. Patnaik, neo-faşizmi, kriz dönemlerinde meşruiyeti aşınan tekelci sermayeyle ittifak içinde onun hegemonyasını koruyan modern bir siyasal olgu olarak ele alıyor. 

Bu ittifakın ürettiği 'dikkat dağıtıcı söylem', toplumsal hoşnutsuzluğu azınlıklara yöneltiyor. Patnaik, bu modern iktisadi ve siyasal projenin, kitleleri manipüle etmek ve yoksulluğun üzerini örtmek için o ülkenin tarihine özgü "modern öncesi (ortaçağ) önyargıları" acımasızca araçsallaştırdığını belirtiyor. Hindistan özelinde bu araçsallaştırma, kast sisteminin eşitsizlikçi mirası ile dinsel karşıtlıkların harmanlanmasıyla işliyor. 

Bu ilişki, laiklik mücadelesinin sınıfsal önemini de ortaya koyuyor. Toplumsal hoşnutsuzluğun dinsel karşıtlıklara yönlendirilmesine karşı laiklik, devletin herhangi bir inancı ayrıcalıklı kılmamasını ve yurttaşlık haklarının dinsel aidiyetten bağımsız olarak güvence altına alınmasını gerektiriyor. Bu talep kast temelli ayrımcılığa karşı mücadeleyle birleştiğinde, emekçileri birbirinden ayıran hiyerarşilerin aşılmasına ve ortak çıkarlar etrafında örgütlenmelerine zemin sunuyor. Böylece laiklik, eşit yurttaşlık mücadelesinin ve neo-faşist hegemonyaya karşı ortaklaşmanın temel dayanaklarından biri haline geliyor.

SOKAKLARDAKİ KUŞATMA VE ORTAK MÜCADELE

Her ne kadar mevcut protestoların somut talepleri silinen seçmen kayıtlarının geri alınması ve Seçim Komiseri'nin istifası etrafında şekillense de, meselenin siyasal ufku çok daha geniş. Seçme hakkının dinsel kimliğe, kasta veya yoksulların karşılamakta zorlandığı belge bürokrasisine bağlanmasına yönelik itiraz, özünde herkesin eşit haklara sahip bir yurttaş olarak tanınması talebini içeriyor. Öğrencilerin, işçilerin, çiftçilerin ve çeşitli muhalif yapıların bu eksende buluşması, hak gaspının hedefindeki kesimler için ortak mücadele zemini yaratmış görünüyor.

İktidar ise bu geniş muhalefet ortaklaşmasını, insanların bir araya gelme ve itirazlarını kamusal alana taşıma imkânlarını zorbalıkla daraltarak bastırmaya çalışıyor. 10-11 Ekim günlerinde Yeni Delhi'de yolların barikatlarla kapatılması, eylem alanları çevresinde internet erişiminin kesilmesi ve metro istasyonlarının devre dışı bırakılması; ve aralarında Hamamböceği Halk Partisi (CJP) lideri Abhijeet Dipke ile Hindistan Komünist Partisi (Marksist) – CPI (M) milletvekili John Brittas ve partinin tüm Merkez Komitesi üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 7 bin kişinin gözaltına alınıp bırakılması bu ortaklaşmayı engelleme çabasının göstergesi.

HAK MÜCADELELERİNİN EVRENSEL BAĞI

Dünyanın farklı yerlerinde yükselen hareketler elbette tek ve homojen bir programa sahip değil. Her birinin kendi iktidarlarıyla kurdukları ilişkiler, tarihsel arka planları ve örgütlenme biçimleri farklılık gösteriyor. Bununla birlikte eğitim, konut, güvenceli çalışma, seçme hakkı ve en temelde eşit yurttaşlık talepleri birbirine kopmaz bağlarla bağlanıyor. Toplumlar, yaşamlarını piyasanın insafından, temel anayasal haklarını ise iktidarların keyfî müdahalelerinden çıkaracak kalıcı ve kamusal güvenceler arıyor. Sermayenin küresel saldırısına karşı kurulacak ortak bir programın dayanakları, tam da bu somut mücadelelerin içinde oluşuyor. 

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…