İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.071.590 ▲ %0,00
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

İzmir Rehber

Metropolis Antik Kenti: Torbalı'nın Gizli Hazinesi

Görsel: Jorge Láscar from Australia / Wikimedia Commons, CC BY 2.0

İzmir Torbalı'da, 5000 yıllık geçmişiyle Metropolis Antik Kenti; Ana Tanrıça kültü, Roma kalıntıları ve kazı çalışmalarıyla keşfedilmeyi bekliyor.

İzmir'in Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy Mahallesi'nde, günümüzden yaklaşık 5000 yıl öncesine uzanan bir geçmişe sahip Metropolis Antik Kenti, Ege'nin saklı hazinelerinden biri. Torbalı'nın 5 kilometre güneybatısında, Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında bir tepenin üzerinde konumlanan kent, antik Ionia Bölgesi sınırları içinde yer alıyor. Efes'e 30, İzmir'e 40 kilometre uzaklıktaki bu antik yerleşim, Küçük Menderes (Kaystros) havzasına hâkim bir noktada kurulmuş.

Ana Tanrıça'nın Kenti

Metropolis adı, Grekçede Ana Tanrıça Kenti anlamına gelir. Bu isim, bölgede Meter Gallesia adıyla bilinen ve daha yaygın olarak Kybele olarak tanınan Ana Tanrıça'ya adanmış bir kült yerinden gelir. Kentin yaklaşık 5 kilometre kuzeyindeki Uyuzdere Mevkii'nde bulunan kutsal mağarada yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği gün yüzüne çıkarılmıştır. Ayrıca kent sikkeleri üzerinde rastlanan Ana Tanrıça betimleri de bu kültün önemini doğrulamaktadır.

Bilimsel Kazılar ve Araştırmalar

Metropolis'teki ilk araştırmalar 1970'li yıllarda Prof. Dr. Recep Meriç tarafından başlatılmıştır. Bu ön çalışmaların ardından 1989 yılında arkeolojik kazılar resmen başlamış ve 2007 yılından bu yana Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında sürdürülmektedir. Kazı ve araştırma faaliyetleri; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Torbalı Belediyesi, Sabancı Vakfı ve MESEDER (Metropolis Sevenler Derneği) tarafından desteklenmektedir.

Kentin Tarihsel Gelişimi

Erken Tunç Çağı'ndan itibaren yerleşim gördüğü anlaşılan Metropolis'te, 1989'dan beri devam eden kazılarda tiyatro, bouleuterion (meclis yapısı), stoa (üstü kapalı gezinti yolu), latrina (genel tuvalet), hamam-gymnasium kompleksi, atriumlu ve peristilli evler ile hamam-palaestra kompleksi (güreş alanı) ortaya çıkarılmıştır. Bu yapıların bir kısmında restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Akropolisteki kazılarda Erken ve Orta Tunç Çağı'na ait seramik parçaları, taş baltalar ve Hitit Dönemi ile çağdaş bir mühür bulunmuştur.

Hellenlere ait yerleşim, MÖ 9. yüzyıldan sonra akropolis üzerinde kurulmuş; ancak kent asıl gelişimini MÖ 3. yüzyılda göstermiştir. Özellikle MÖ 2. yüzyılda Pergamon Krallığı'nın himayesinde büyük bir ilerleme kaydeden kentte tiyatro, bouleuterion ve stoa gibi anıtsal yapılar bu dönemde inşa edilmiştir. Bu yoğun kentleşme sürecini Roma İmparatorluğu Dönemi izlemiştir. Metropolis adı, tarih sahnesinde bu dönemde Aristonikos isyanına karşı Romalıların yanında yer almasıyla anılmaya başlanmıştır. Roma geleneğinde zengin evlerin de bu dönemde yapıldığı görülür.

Geç Antik Çağ ve Sonrası

Geç Antik Çağ'da Metropolis bir piskoposluk merkezi haline gelmiş, ancak savaşlar ve ekonomik nedenlerle küçülen kentte savunma amaçlı bir kale inşa edilmiştir. 14. yüzyıldan itibaren bölgenin Aydınoğulları Beyliği'nin eline geçmesiyle Metropolis de bu beyliğin idaresi altına girmiş; fakat kent eski konumunda daha fazla yaşayamamış ve yerleşim Torbalı'ya taşınmıştır. İlginçtir ki Torbalı adı, Metropolis isminin yüzyıllar içinde değişime uğramış halidir. Osmanlı Dönemi'nde ise bölge Kızılhisar olarak anılmıştır.

Çevredeki Höyük: Dedecik-Heybelitepe

Metropolis'in hemen güneyinde, Özbey ve Yeniköy köyleri arasında yer alan Dedecik-Heybelitepe Höyüğü, İzmir'in yaklaşık 35 kilometre güneyinde, Torbalı Ovası'nın batı kenarında bulunur. 1990'lı yıllarda Recep Meriç tarafından tespit edilen höyükte, 2003 ve 2004 yıllarında Clemens Lichter yönetiminde ve Metropolis kazı ekibinin işbirliğiyle sondaj çalışmaları yapılmıştır. Kazılar, yerleşimin Geç Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ'a ait olduğunu göstermiştir. Tepenin üst tabakasındaki Bizans mezarlığı alt tabakaları tahrip etmiş olsa da, yamaçların alt kısımlarında kültür tabakasının 2,5 metre derinliğe ulaştığı belirlenmiştir. 2004 yılında biri yetişkin, diğeri çocuğa ait iki taş mezar açılmış; gömütler hocker (ana karnındaki gibi) pozisyonunda yatırılmış ve başlarına birer kap bırakılmıştır. Bu buluntular, mezarların Erken Tunç Çağı'na ait olduğunu düşündürmektedir. Daha alt katmanlarda ise Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik malzemeler ele geçmiştir. Höyükte bulunan obsidiyen hammaddesinin Kiklad Adaları'ndaki Milos Adası'ndan getirildiği anlaşılmıştır. Ayrıca iç içe geçmiş daireler şeklindeki pişmiş toprak mühür, Anadolu'dan Balkanlar'a kadar geniş bir bölgede benzerleri görülen önemli bir buluntudur.

Metropolis ve çevresindeki bu arkeolojik zenginlikler, İzmir'in antik geçmişine ışık tutmaya devam ediyor. Binlerce yıllık tarihi katmanlarıyla bölge, hem bilim dünyası hem de tarih meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir açık hava müzesi niteliği taşıyor.

Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Jorge Láscar from Australia, Wikimedia Commons, CC BY 2.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…